Bir Kadının Doğum Pozisyonu Bir Tercih Değil, Biyomekanik Bir Stratejidir!
Lancashire Üniversitesi öncülüğünde yapılan araştırma, kadın sağlığı tarihindeki utandırıcı bir boşluğu yüzümüze vuruyor: İnsanlık var olduğundan beri süren doğum eylemi, bilimsel olarak neredeyse hiç incelenmemiş.
Kör Nokta: 87 Çalışma, Sıfır Veri
Araştırmacıların yaptığı sistematik inceleme, dünya çapında gebelik biyomekaniği üzerine yapılan 87 çalışmayı mercek altına aldı. Sonuç şoke edici: Hiçbiri doğum anında vücutta gerçekte neler olduğunu araştırmıyor. İngiltere’den hiçbir çalışma yok, etnik köken faktörü tamamen göz ardı edilmiş, iskelet yapısından hareket kalıplarına kadar kritik değişkenler bilimsel literatürde yer bulamamış.
Gelenek mi, Bilim mi?
Dr. Anastasia Topalidou’nun ifadesiyle bu durum “bilimsel bir kör nokta”. Maraton koşusunun her kasını, her eklemini haritalandıran bilim dünyası, doğum gibi çok daha karmaşık bir biyomekanik olay karşısında suskun kalıyor. Sonuç? Kadınlara bilimsel kanıt olmadan, sadece geleneklere ve “böyle gelmiş böyle gider” mantığına dayanan pozisyonlar, manevralar ve teknikler dayatılıyor.
İlk Işık: Yedi Dik Doğum Pozisyonunun Anatomisi
Bu karanlık tabloda ilk ışık, Lancashire Üniversitesi’nin yaptığı deneysel çalışmayla yanıyor. Araştırmacılar, son teknoloji hareket yakalama sistemleriyle yaygın kullanılan yedi dik doğum pozisyonunu analiz etti.
Bulgular, doğumun ne kadar kişisel bir deneyim olduğunu bilimsel olarak kanıtlıyor: Hiçbir kadın aynı pozisyonu aynı şekilde uygulamıyor. Pelvis eğimi, gövde dengesi, kalça açıları kadından kadına farklılık gösteriyor. Tek bir “standart” veya “optimal” biyomekanik model yok. Her beden kendi stratejisini üretiyor.
Kozmik Bir Çelişki
Dr. Topalidou’nun sözleri durumu özetliyor: “Roket yörüngelerini ve yıldızların mekaniğini anlamak için milyarlarca dolar yatırıyoruz, ancak hangi hareketlerin doğum sürecini desteklediğini hâlâ açıklayamıyoruz. Bu teknolojik bir sınırlama değil, önceliklerle ilgili bir sorun.”
Araştırma ekibi, bu çalışmanın sadece bir başlangıç olduğunu vurguluyor. Sıradaki hedef: Gerçek doğum anında, etik ve göze batmayan yöntemlerle biyomekanik veri toplamak ve doğum bakımını gelenekten bilime taşımak.
Kadın bedeni, doğum sırasında insan fizyolojisinin en yoğun mekanik talepleriyle karşılaşıyor, ancak bu anın bilimi hâlâ yazılmamış bir kitap. Gelenekler, varsayımlar ve test edilmemiş teknikler, bilimsel kanıtın yerini tutmaya çalışıyor. Ve bu boşluğun bedelini kadınlar ve bebekler ödüyor.
